Belcika Turk Ogrencileri Arası Dernekler Toplantısı Perşembe, Apr 24 2008 

Bizler Neden Buradayız?

Bildiğiniz üzere, Vlaanderen’da çesitli çok-etnisiteli öğrenci dernekleri vucuda getirilmiş durumda (Flux, Kouleur Lokale, TÜGÖK, Atafsier, TSL, …). Burada toplanmış bulunan derneklerden, kimisi içerisinde sadece Türk öğrencileri barındırırken, kimisi başka etnisiteye sahip öğrencileri de derneğinde bulunduruyor. Çoğumuz yeni kurulmuş dernekler olmamıza rağmen, kısa zamanda önemli etkinlikler yaparak üniversite şehirleri bunyesindeki etnik kökeni farklı (özellikle Türk) insanları birbiriyle tanıştırma noktasında önemli adımlar attık. Ama bugün ki tabloya bakıldığında derneklerimizin beraber yapmış olduğu çalışmalar hemen hemen yok gibi. Bunun buyuk bir potansiyel kaybı olduğunun hepimiz farkındayız. Bu nedenle üç başlık altında hangi noktalarda berbar hareket etmek istediğimizi açiklamakta yarar gördük:

 

1)      Sosyal Doku

2)      Eğitimde Sosyal Eşitlik

3)      Toplumsal Hak

Sosyal Doku: beraber çeşitli etkinlikler düzenlemek

Birden fazla derneğin katılarak düzenleyeceği etkinliklerin, dernek bünyesindeki bilinçli öğrencilerin birbirini tanımasını sağlamakta, bir sosyal doku türetmekte, çok yararlı olacağını düşünmekteyiz. Bunların ne tür etkinliker olacağı (spor, eğlence, bilgilendirme,… vs.) organize edecek olan dernekler arasında görüşülmeli. Ama ilk önce istenmeli ki dernekler bu tür etkinlikleri can-i gönülden düzenlesin. Çünkü bu etkinlikler beraberinde, çesitli meselelerde görüş alış-verişi ya da faydalı tartışmalar getirecektir. Yapıcı tartışmalar, her daim bir toplumun gelişmesine önemli katkılarda bulunurlar. Bu tür etkinliklerin, çevredeki orta okul ya da lise öğrencilerini üniversite ya da yüksek okul okumaya teşvik etmelerinde faydalı olacağında eminiz. Bu etkinler beraberinde ayrıca öğrencilerin birbirini daha iyi tanımasını sağlıyacaktır. Bu tanışmalarla birlikte, mezun olduklarında birbirini tanıyan mühendisler, edebiyatçılar, hukukçular, siyasal bilimciler ve her türlü sanat ve bilim insanlarından oluşan bir topluluk

vücuda gelecektir. Bu bir toplumun, ülke siyasetine yön verebilecek kapasiteye gelmesi demekten başka bir şey değildir. Ne kadar çok sanat ve bilim insanları var ve bunlar ne kadar çok birbirlerini tanıyor ve yardım ediyorlarsa, Belçika’daki Türk toplumunun geleceği o kadar garanti altında olacaktır.

Eğitimde Sosyal Eşitlik: öğrencilerimizin yüksek öğrenimdeki yerini ve önemini artırmak

Bugün diğer göçmen kökenli guruplar gibi, Türk öğrencilerinin de eğitim seviyesinin hak etmedikleri bir şekilde düşük olduğunun umarız herkes farkındadır. Bu noktada Vlaanderen’in eğitim sisteminin etnik guruplar arasındaki eşitsizlik konusunda dünya birincisi olduğunuda belirtmekte yarar var. Eğitimin, bir toplumun savunulmasında, bir toplumun gelecekteki öneminin artmasında ne kadar önemli olduğunu, sanırım herkes idrak etmiş durumdadır. ‘Türk oğrencilerin yüksek öğrenimdeki yerini ve önemini artırmak’ düşünce noktasında bütün öğrenci dernekleri ile birlikte çalısmaya hazır olmamız gerektiğini düşünmekteyiz. Bu düşüncenin hayata geçmesinin, zaman alan bir sureci beraberinde getirdiğinin farkında olmamıza rağmen, en kısa zamada başlamanın önemini bir daha vurguluyoruz. Bu noktada ırkçılık ve de kültürel asimilasyona karşı olmak, etkinlikler düzenlemek ve gerektiğinde eylem yapmak görevlerimiz arasında bulunmalıdır. Bu çerçevede yüksek okullarda ve de üniversitelerde Türk dili ve edebiyatının hak ettiği yerde olmadığını belirtmekte fayda var. Aynı şekilde olumlu inisyatiflerin de arkasında durmak gerektiğinin farkındayız. Somut örnek vermek gerekirse; UHasselt’in seçenek ders olarak Türkçe vermesi.

Toplumsal Haklar: haklarımızı aramak, bununla ilgili tartışmalara katılmak

Öğrenci dernekleri olarak, toplumda yanlış giden şeylere hep birlikte dur demek, gelecekteki Türk toplumunun bu yanlışlara dur diyeceği anlamına gelir. Örnek vermek gerekirse bugün anavatanımız olan Türkiye’ye, Avrupa tarafından yapılan haksızlıkların karşısında durabilecek, kendimizi dinletebilecek, bir oluşumun başlamasını diliyoruz. Bugun Belçika’da yaşayan Turk kökenli topluma yapılan haksızlıklara karşı sesimizi duyurmak, günümüzdeki toplumsal tartışmalara katılmak ve de gerektiğinde eylemlere karşılık vermek lazım olduğnu düşünmekteyiz.

 

Avrupa’nin kalbi niteliğindeki Belçika’daki Türk öğrencileri olarak, yapabileceğimiz çok şey var. Somut örneklerle konuşmak gerekirse, Fransa’ya baktığımız zaman görüyoruz ki yüzlerce Türk oğrencisi Fransa’daki Türk azınlık hakları ve de Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu değerlendirebilmek için bir araya gelip tek ses olmayı başardılar. Biz, Belçika’daki Türk oğrenciler olarak bu ve bunun gibi inisyatiflere olumlu ve yapıcı yaklaşırsak, yani beraber hareket etmek noktasında onlara el uzatır isek, hedeflerimize bir adım daha yaklaşmış olacağız.

 

Dediğimiz şeyler, derhal yapılabilecek şeyler olmamasına karşın, beş- on, hatta bir yıl sonra gerçekleştirilmesi kuvvetle muhtemel hedeflerdir. Şimdiden bu misyonu ünversiteli ve yüksek okullu Türk öğrenciler olarak kendimize edinirsek, bir kaç yıl sonra “öğrenciler” olarak bir yaptırım gücümüz, daha sonar ise “toplum” olarak bir yaptırım gücümüz olur.

Son söz

Biz TSL olarak, her şeyden önce bir öğrenci derneği olduğumuzun farkındayız. Bize göre öğrenci derneği, toplumların geleceklerini şekillendirmede önemli rol oynayan oluşumlardır. Öğrenci dernekleri, ogrencilerin birbirleri ile fikir alışverişi yapmasını sağlayan, birbirlerinin gelişmelerine katkıda bulunan, özellikle üniversite hayatında kendisine bir duruş oluşturmaya çaba sarfeden bireylere önemli artılar getiren organlardır. Şimdi birlik olmaya karar verdikten ve birbirimizi tanıdıktan sonra bunu yaparsak ileri yıllarda bu davada bizi takip eden gençler ve gelecekte bizler önemli yollar kat edeceğiz. Ancak bunları başarabildiğimizde, üzerimize düşen görevi gerektiği gibi ifâ etmiş olacağız. O yüzden, kaybedecek vaktimiz olmamalı bu yıllardır bekleyen Görev için…

 

Tabii ki bizim de evvelce söylediğimiz gibi; bu hedefleri gerçekleştirmek için önce birlik ve beraberlik lazım. Birlik kelimesinden kastımız, Türk öğrencilerinin birbirini tanıması, sıkıntılı konularda birbirine yardım etmesi ve en önemlisi yüksek öğrenimdeki Türk öğrencilerin başarılarının artırılmasıdır. Beraberlik kelimesinden kastımız, bu masa etrafında toplanıp bu tür meseleleri, saygı ve sevgi cerçevesinde hep beraber konuşmaktır. Hepimiz burada bulunmakla ilk adımı attık. Dileğimiz o dur ki; bu birlik, sınırı olmayan bir dostlukla kendini perçinlesin .

 

TSLeuven Yönetimi,

Leuven 2008

 

 

The Energy Sector and Opportunities in Europe and Turkey Pazartesi, Mar 17 2008 

In this developing world, where globalization has taken a leading role, the need for energy is as we all know increasing every day.I am going to talk about the European Union’s new energy policy and its opportunities for investment in Turkey.

In forthcoming years countries will have to find solutions for their supply of energy , if they do not want to face a range of difficulties in that area. On that notion the European Union has increased the search for solutions since the start of the new millennium .Without this , the EU’s objectives in other areas , including the Lisbon Strategy for growth and jobs and the Millennium Development Goals , will also be more difficult to achieve .

To shape the European Energy Policy for the forthcoming years the European Commission has started conducting studies on the matter , for example “ Green Paper“ .

According to Green Paper , the European Union has to find new energy corridors to meet its demand for energy. On that notion, Turkey plays an important role with its geographical location . Turkey is in close geographical proximity to countries possessing more than %70 of proven global gas and oil reserves. Turkey is already a major transit route for oil from Russia and Central Asia to global markets .

From an economical view this new energy policy can also offer a variety of work opportunities. Bringing supplies to the European market and connecting the West to Central-Asia would mean big investment opportunities for a lot of companies. Both gas producers and consumers stand to benefit from these developments. On that account International co-operation on energy security is a win-win outcome for all involved parties.

Some business companies have already evaluated these opportunities of Turkey . I am going to give some examples to show the opportunities in this sector in Turkey .

A project of € 1.07 million (2002) aimed at strengthening the administrative capacity of the Energy Market Regulatory Authority (EMRA) by a Twinning project and supply components.

Assistance has also been provided to the Turkish Petroleum Pipeline Company BOTAS on gas transmission and transit through a service contract of € 1.77 million (2003).

For the connection of Turkey to the EU electricity grid, another project provided complementary technical studies for the synchronisation of the Turkish power system with the UCTE (Union for the Co-ordination of Transmission of Electricity) system (2003). The project had a total budget of € 1.45 million.

A Twinning consortium comprised of ADEME of France and Senter Novem of the Netherlands provided assistance for the improvement of energy efficiency in Turkey (2003). The project budget was € 1.25 million. The Twinning project will be supported by a public awareness project on energy efficiency in buildings. The public awareness project was programmed in 2005 and has a total budget of € 1.07 million.

Following the analysis of this subject we can state that Turkey could really be benefit from this co-operation. But Turkey’s political considerations could be a threshold for her to become an important pawn in the great European energy game. Turkey has to base its energy policy on open, transparent rules and has to focus on its business interests. European investors should support the steps taken by Turkey so that they can also benefit from these opportunities.

 

Akp’ye kapatılma davası Pazartesi, Mar 17 2008 

Erdogan iki tarafada ( AB ya da ABD ) gerektigi yerde ve zamanda resti cekiyor .Kendilerini cumhuriyetci olarak adlandıran ve Ataturk’un arkasına saklanarak sırf kendi elit tabakalarını burokraside tutmak icin kirli isler yapanları,  halk goruyor .

Kuru temizlemecideydim.

Yaslı sayılabilecek bir Flaman hanım , camasırlarının kurumasını beklerken Orhan Pamuk’un ” Cevdet bey ve Ogulları ” adlı kitabını okuyordu . Kadına ( maksat muhabbet olsun ) kitabı nasıl buldugunu sordum . Bana cok karısık oldugunu , bir satırı bir kac kez okuması gerektigini ve bunun tercume bozuklugundan kaynaklandıgını dusundugunu soyledi . Ben de bunun Orhan Pamuk’un stili oldugunu , Turkcesi’nden de bir cumleyi anlamak icin bazen bir kac kez okumanın gerektigini soyledim . Rahatlamıstı .

Orhan Pamuk’tan sonra kadın Turkiye ile ilgili sorular sormaya basladı . Dogu – Batı farkını , diyarbakırlı ile edirnelı arasındaki farkı , Turkiye’nin Avrupalı mı yoksa dogulu mu oldugu hakkında dusuncelerimi sordu . Gercekten karsımda , bekledigimden daha fazla Turkiye ile ilgili bilgisi olan , Turkiye haritasını bilen bir Flaman vardı . Diger konular hakkında konustugumuzdan cok AKP ile ilgili bolumu sizlerle paylasayım :

Kapatılma davasına karsı cıktıgını , bunun genelde fasist ya da extrem komunist partilere karsı olması gerektigini , Turkiye’nin gercekten gelisen bir ulke oldugunu , fakat su an bir kimlik bunalımında oldugunu , hangi kıtaya ait olundugu sorusunun cevabının sehirden sehire degistigini , İzmir ile Van arasındaki ucurumun buyuk , mantalitenin farklı oldugunu , bu nokta da Avrupa Birligi muzakerelerinde en buyuk adımları atan partinin muhafazakar ve “moslimpartij” oldugunu , boylelikle bu partinin dogulu ozellikleride kendi icerisinde barındırarak batı ile birlesmeye calıstıgını , bu partinin cok enteresan bir olusum oldugunu soyledi .

Bana soyledikleri hakkında goruslerimi sordu , ben de soyledim . Dediklerinin coguna katılmakla birlikte , laik ulkemizde moslimpartij diye bir olusumun olmasının mumkun olmadıgını ,buna basta halkın izin vermeyecegini ,  akp nin muhafazakar oldugunu ;ancak dini kullanmadıgını, laiklige karsı bir eylem yapmadıgını soyledim. AKP’nin yanlıslarının ise stratejik oneme sahip olan tupras ve telekomun ozellestirmelerinin oldugunu soyledim . Bana ozellestirme yanlısının aynısının Verhofstadt tarfından sekiz yıldır yapıldıgını soyledi . Birden cok guzel bir sekilde ğ soylemeden , ERDOGAAN dedi ..

Gulumsedim .

Erdogan hakkında neler dusunuyorsunuz dedigimde , gercekten sırf bu adama gecmisi yuzunden gıcık olsam da gurur duydum :

“Bir kadın olarak oncelikle sunu soylemeliyim ki cok yakısıklı ve kibar bir beyefendiye benziyor . Merkel ile yaptıgı konusmaları ben de izledim ve Avrupa Birligi karsısında Putin ile birlikte yeni , zeki ve istediginde cok tehlikeli bir lider daha var dedim . Almanya hala Erdogan’ın soyledikleri seyleri tartısıyor…Erdogan gercekten Avrupalı bir cok liderden daha karizmatik . Simdilerde Almanya ve Fransa ile Turkiye arasındaki iliskiler kotu . Ama ozellikle Köln’deki konusmasında dusundum ki konusma sanatını cok iyi biliyor . Televizyonda izlerken , Turkce bilmeyen beni dahi konusurken etkiliyor … “

Sonra Ataturk dedi gulumseyerek . Sozunu kestim .

Kalbimi gosterdim ” Kalbimizde ” dedim .

Cok farklı bir bakıstı suratındaki ..Tekrar gulumsedi

” Evet . Anadolu da orta cagdan kalma gerici fikirleri yıktı .. ” dedi ..

İşi bitmisti ve verdigim bilgiler icin tesekkur etti . Son olarak bana ç , ş , ğ , c , ö , ü  harflerinin nasıl okunacagını sordu.Soyledim . Beceremedi yapmayı . Aldı camasırlarını ve gulumseyerk gitti .

Dusunuyorum da beyler bayanlar :

AKP ya da Erdogan sutten cıkmıs ak kasık degil ( cogu sey oyle zaten ) ama bu partinin kapatılması , yeri doldurulamayacak bir bosluk getirir … İlk defa cogunluk mutabık ve ilk defa gidiyoruz duse kalka … Neden duralım ?

Belki gercekten Erdogan seriatcı .. Belki gercekten Gul kadınların hor goruldugu , araba kullanamadıgı , gezemedigi ve kara carsaflarda boguldu ulkelerdeki bir islam devrimini Turkiye’de dusunuyor .

Bu gerceklestiginde eminim ki bunu durduracak yine onlara oy vermis insanlar ..Eminim ki bunu durduracak olanlar basortululer .. Bunu durduracak yine bizleriz …Fikirlerimizle , dusuncelerimizle ve kalemlerimizle… ama bu simdinin isi degil .. cunku simdi Turkiye’de otuz yıl ya da bes yıl oncesinden farklı bir durum yok . Herkes istedigi gibi yasayabiliyor . Onemli olan bu ! Simdi tartısma ya da kavga degil .. daha iyi neler yapılabilir bunu konusma zamanı !