Enver Pasa’ya… Pazar, Jan 27 2008 

Nasıl olduğunu anlatayım size
Kapatın Gözlerinizi
Açın teninizi bozkır rüzgarının kollarına
Kapatın gözlerinizi ve barut koklayın
Mitralyözler ejderhalar gibi ateş kusarken
Kurşun saçarken mitralyözler
Tohum atar gibi toprağa
Enver yiğit Enver, Yiğitler yiğidi Enver
Yalın kılıç, Yekpare kılıç, Yanlız kılıç
Bağrını şarapnallere açmış
Dilinde Allah kelamı
Ve Yüreğinde bir Anadolu türküsü
Enver yiğitler yiğidi
Şimdi unutturlmuş bir vatanın bağrında
Elinde çelik bir kılıç
Çelik mermiler atan mitralyözlere
Yüreğini açarak koşuyordu
Ateşe koşuyordu Enver
Hürriyet kahramanı, Hürriyetine koşuyordu
Ve özgürlük narası atsın diye soyunun çocukları
Enver bağrını kızıl kurşunlara yardırıyordu.
Enver’e hain diyenin dilleri kopsun
İnsanlar baharda açan çiçekler gibi
Açtıklarında çok güzel ve sonra dökülüyorlar toprağa birer birer.
Herkes ölüyor ama herkes Enver gibi ölemiyor.
Herkes bir şeyler yaşıyor, hayaller kuruyor.
Ama Enver gibi hayalleyemiyor.
Enver sana 90 değil
900 Bin Türk kurban olsun
Enver sen hayaller kur biz dökeriz kanımızı
Şimdi uyuz köpekler gibi,
sürünüp ama lokma bulamıyoruz.
Ama hayallerimizi çaldılar,
Enver sen hayaller kur
Biz 900 bin kişi donalım, yanalım, ölelim.
Enver’e hain diyenin dilleri kopasıca.
Ağlatıyorlar sizi sinema karanlıklarında
Son samurayın kahramanlığı ile
Ve daha kurumadan gözyaşlarınız
Enver’i hain yapıyorlar.
Enver gagauz torunu, Enver yiğitler yiğidi
Kahramanlar milletinden göğsünde
Mitralyöz şarapneli bir madalya
Paşa diye çağırıyorlar şimdi
Göklerin saklı dünyasında kendi gibi kahramanlarca
Enver ateşin narına uçuyor
Kelebekler bizim gözlerimiz doluyor
Sen barut alevine atarken kendini
Bizi ağatmıyorlar
Boğuyorlar gözyaşlarımızı
Enver’e hain diyenin soyu kurusun.
Sarıkamış’ta gene ölürüz biz Enver
Nasıl öldüysek Çanakkale’de, Geliçya’da ve Yemen’de
Ondan önce eski kıtanın dört yanında
Hiç durmadan nasıl öldüysek
Bugün Kerkük’te, Doğu Türkistan’da nasıl ölüyorsak gene ölürüz.
Türklere en çok ölmek yakışıyor ve
En güzel Türkler ölüyor diye biz ölürüz.

Turkistan İcin Pazar, Jan 27 2008 

Hani nerde yüzbinlerce askerim
Bir millete kurban olup gittiler
Sarıkamış dağlarında neferim
Bir ulu sevdaya kayıp gittiler

Ceket getir,gömlek getir ört beni
Genç yaşımda heder etti dert beni
Bu uykulardan uyandır,dürt beni
Diye diye yalan oldu gittiler

Hastalıklar karartıyor gözümü
Kar kapladı açın benim yüzümü
Uyku geldi kader çizmiş yazımı
Sayıklaya sayıklaya gittiler

Kardeşlere ulaşmaktı telaşım
Türkistanda garibandı soydaşım
Buzlar düştü yüreğime kardaşım
Bir ülküye gözü açık gittiler

Yetim kaldı Orta Asyam,gariban
Kafkasya da kardeşlerimiz yaban
Hani Turan hayallerin o çaban
Yiğitlerim revan olup gittiler

Yürek yansın çaresizdir hezeyan
Bir hedefti Çine kadar uzayan
Enver Paşa kendi de oldu ziyan
Pamir Dağlarında düşüp gittiler

Atı Derviş sahiplendi yanında
Sonra gördü kurşunları kanında
O da düştü paşasının önünde
Bir vatana yana yana gittiler

Mitralyozlar kan kusuyor el aman
En önlerde Enver Paşa kahraman
Silah icad oldu kılıçlar duman
Erkekliğe feda olup gittiler

Enver Paşa at üstünde kılıçlı
Karşısında mitralyozlar çok güçlü
Çegan Tepesinde 25 atlı
Mertlik budur diye diye gittiler

Ne acıdır hayallerin sönüşü
Bir emeldi Türkün öze dönüşü
Sarıkamış yüreklerin yanışı
Allah allah diye diye gittiler

05.09.2007

Murat KARAL

Basortusu Sorunu Pazar, Jan 27 2008 

 saygi.jpg

Toplumumuzda 80 darbesinden sonra surekli gundemde bulunan “İrtica ve Boluculuk” konusu , herkeste oldugu gibi bende de cesitli dusunceler ve cozum onerileri yarattı. İrtica’nın aslında hicbir zaman ölmedigi bu topraklarda , İslam’ın devlet sisteminde kullanılmaya calısılması, bunu isteyen insanların cesitli orgutler kurması Turkiye’deki din egiliminden dolayı bana cokta abes gozukmuyor. Turk Milletinin dindar bir yapısının olması da , bu orgutlerin dusuncelerini kolayca yaymalarına neden oluyor.

Bu resim sizce de hosgoruyu ve saygıyı temsil etmiyor mu ? Toplumun kutuplasmasına ve kulturel ayrımın derinlesmesine ne zaman “dur” diyecegiz ? …

 Mustafa Kemal Ataturk’un yapmak istedigi , Batı devlet sistemlerinin Anadoluya entegre edilme sureci , maalesef Ataturk’ten sonra gelen liderlerce tam yurutulemedi . Kimisi baskı ve maneviyat yoksunu bir politika izlerken , kimisi Ataturk devrimlerinin halk ile uyusmadıgını dusunerek , devrime karsı orgutlenmeleri destekledi . Turk Siyasi Tarihinin cesitli calkantılı donemlerinde , ortaya cıkan “İrtica ve Bolucuk” tehditi , aslında Turkiye’ yi hic bırakmayan bir tehdit unsuru oldu. Ataturk gibi Turk milletinin maneviyatına uygun bir devrim calısmasını kimisi tam bir dinsizlesme olarak algıladı. Bu sorunda kendilerini “Kemalist” olarak tanımlayanların payı buyuktur elbette . Koy Enstitulerinin Menderes doneminde kapatılması sonucu , Ataturkcu dusunce koylerde ( yani 1920 – 1960 yılları arasında nufusun yuzde 60 ‘nın yasadıgı yerlerde ) kendisini kabul ettiremedi. Bunun sonucudur ki halk kendilerini Ataturkcu olarak tanımlayan ; lakin Ataturk dusuncelerini , batı sosyalizmi olarak algılayan bunyeleri sevemedi . Cunku onların Ataturkculugu , halkın degerlerini ele almayan Ataturkculuktu. Gelinen nokta da sorun buyuk . Suna inanmak istemiyorum ama “Ataturkculugu , Ataturkculer bitirdi. “. Uzuntu vericidir ki , halk artık Ataturk diyor ki ile baslayan cumleleri samimi bulmuyor . Bunun sonucudur ki artık iktidarın aldıgı her kararın karsısında duran CHP de sesini cıkaramayıp , kendi icindeki tartısmalarla ugrasıyor . AKP alternatifi olmaya calısan MHP de Ataturkcu dusunceden her gecen uzaklasıp , yeni bir dusunce sisteminin akımının kendisini sarmasına izin veriyor . Gelelim baslıkta belirttigim soruna :

 Benim gibi İnsan haklarına inanmıs ve ozgurluklerin sınırlandırılmaması gerektigini siyasi dusuncelerinde bas sırada tutmus birisi icin ; Basortusu ile egitim alma hakkı kimsenin elinden alınamaz . Basortusu ile insanlar egitim alabilmelidirler. Bunların sınırlandırmaları olabilir mi ; tabii ki .. “Devlete gore resit olmayan biri kendi kararlarını kendisi veremez , bundan dolayı cesitli kararları kendi hur iradesi ile alacak yasa yani resit olana kadar devlet bu kisinin haklarını korumak icin , gecici sureyle kisinin hakkını elinden alabilir“. Bu cumle kullanılarak ; ilkokul , ortaokul ya da liseler de basortusu kullanımı kısıtlanabilir . Cunku resit olmayan birisi ailesinin baskısına maruz kalabilir . Kendi hur dusuncesini uygulayamaz . Bu nokta da lise ve alt sınıflarında basortusunun izin verilmesi de engellenmis olur . Bunun ozgurluklere karsı oldugunu dusunmuyorum . Usttede kullandıgım arguman olan ” resitlik ” , ozgurluk kısıtlanması gibi bir cumleyi curutebiliyor .

 Gelelim kamusal alanda basortusu kullanımına ..

Dusunceme gore , devlet hizmet verirken ayrım gozetmemelidir . Fakat hizmet veren devlet memuru da kendi dinini , etnik kimligini dısa vurmamalıdır. Basorutusu ile egitim veren bir ogretmen dini sembol kullandıgı icin , kendi dinini belli etmis olur ki bu da sınıftaki ogrenciler arasında munakasalara neden olur .Bir baska ornek ; Basortulu bir hakimin olması laik devlet anlayısına ya da tarafsızlık anlayısına ne kadar uygun tartısılır ? Dinini dısa vurmus bir hakimin, tarafsızlıgı tartısmalı olur . Bu ozgurlukler kapsamında degerlendirilemez . Cunku nasıl bir sirket bir elemanı ise alırken cesitli sartlar arıyorsa , devlette kadro doldururken cesitli sartlar arayabilir. Bunda herhangi bir behis gorulmemelidir.

 Son olarak eklemek istedigim de  sudur ;

Basortululere karsı olanlara sunu soylemek istiyorum . Basortululer egitim alırlarsa ,bir hacının dort karısından biri olmazlar.Kendi hur iradelerini, mantıklarını , egitimle aldıkları bilgiyle birlestirerek cesitli dusunce sistemleri olusturabilirler.Bu insanlar ozel sektorde calıstıklarında , kadının toplumdaki yerinin onemini gormus olacagız. Seriat gelecek deniyor ama basortulu biri egitim alıp , calısmak istediginde zaten seriat cıgırtkanlıgı yapan abilerine ya da kocalarına karsı geliyorlar . Ben toplumda kadının yerinin cok onemli oldugunu dusunuyorum . Bu noktada basortulu hanımların , toplumda yerleri olmalarını istiyorum .Yerleri olsun ki ; onları kullananlar basortulu hanımları toplumdaki yerlerinden mahrum edemesin . Basortululer kendi haklarını korumayı egitim alarak bilsin ki onları kullananlara karsı guclu argumanlarla karsı cıkabilsinler.

 Ustteki resim sizce de saygı ve hosgoruyu temsil etmiyor mu ?

Toplumda olsuna kulturel ve sınıfsal ayrısmalara ne zaman ” dur ” diyecegiz. Korkularla bir yere varılamayacagını , olacaksa herseyin tıpkı Avrupa’daki gibi tecrubelerle yasanması gerektigini , halka guvenmeyi ogrenmeyi ne zaman ogrenecegiz ? … Biz ne zaman tek bir toplum olacagız ?

Milliyetcilik baglamında Ergenekon Operasyonu Pazar, Jan 27 2008 

Calkantılarla dolu Cumhuriyet Tarihi , Akp iktidarı doneminde yapılan reformlarla birlikte garip , kimine gore urkutucu kimine gore ozgurlukcu bir akım ile karsı karsıyadır. Her gecen gun cesitli operasyonlar , devletin kademelerinde kadro degisiklikleri, sınıfsal , kulturel , kimliksel ayrımın kendini belli etmeye basladıgını gormekteyiz. Bir yandan “basortu” sorunun cozulmeye calısılması , bir yandan da toplumun dinamikleri ile ugrasan orgutlere yapılan operasyonlar , batı bakıs acısına sahip kimileri icin mutluluk verici olsa da , benim gibi Anadolu Topraklarında buyumus bir genc icin urkutucu gorunuyor. Turkiye karısıyor. Burada sunu asla soylemeyecegim : ” dıs kuvvetler Turkiye’yi karıstırıyor” . Turkiye kendi icindeki bolunmuslugun acısını cekiyor.

 Son gunlerdeki operasyonlardan olan “Ergenekon” operasyonunun , tamamiyle Turk milliyetciliginin dısa vurumuna yapılan operasyon olara nitelendiriyorum. Cesitli cinayetlerle ilgisinin olup olmadıgı henuz kanıtlanmamısken , toplumda milliyetcilik duygusunu tekrar olusturan kimselerin yargılanması , benim gibi milliyetci bakıs acısına sahip bunyeler icin uzucudur. Akp iktidarının Turkiye’ye getirilerinin buyuk oldugunu yadsımamakla birlikte , toplumdaki “milliyetcilik” duygusunu koreltmeye calısması ve milliyetcili ideolojiye aykırı faaliyetleri ise dusundurucudur.. Yozgat gibi bir ilde yuzde 54 oy oranını yakalayabilen Akp ‘ nin , milliyetci soylemlerini devam ettirmeyip , gercek milliyetcileri ” ırkcı ” olarak nitelendirmesi de , Akp gibi tabanı kuvvetli ve milliyetci bir partinin , siyasi hareketine ne yarar saglıyor anlamıs degilim. Ergenekon Operasyonunda gozaltına alınan isimlerin ” terorist ” olarak kimi medya kuruluslarınca nitelendirilmeleri de yanlıs olup , sucları henuz kanıtlanmamıs insanlara yapılan haksızlıkların ne kadar devam edecegi de merak konusudur. Tabii ki simdiki soylemlerimin destekleyicisi olarak kullandıgım arguman olan ” dusunce ozgurlugu ve sucların ispatlanmaması ” , zaman icinde degisecektir. Yargılanan bu insanların , cesitli cinayetlerle ilgisinin olup olmadıgı kanıtlandıgı an , ustte yazdıgım fikirlerin uzerine cizgi cekebilirsiniz. Fakat yine de soylemeliyim ki toplumuzda milliyetci duyguların yok edilmesine karsı yapılan hareketlere “dur” demenin hic bir yanının bolucuk ya da ayrımcılık ya da fasistlik oldugunu dusunmuyorum. Turk milleti olarak , degerlerine sahip cıkmak ve milli ulkuleri gerceklestirmeye calısmak birinci vazifemiz olup , bu yolda kendimizi egitmekte bize dusen asli gorevlerden biridir.